Edebiyat Portre

Unutulmaz şiirleri ve hayatıyla Yahya Kemal Beyatlı!

İstanbul’a olan aşkı ile bilinen usta yazar ve şair Yahya Kemal Beyatlı’nın vefatının üzerinden tam 61 yıl geçti. İşte ölüm yıl dönümünde nın usta kaleminin hayatı ve leri…

nın büyük şairi Yahya Kemal Beyatlı, 61 yıl önce bugn hayata gözlerini yumdu.

Ölüm yıl dönümünde sevenleri tarafından leriyle anılan usta çıyı biz de saygı ve özlemle anıyoruz…

(Cumhurbaşkanı ’ın dilinden Yahya Kemal Beyatlı i)

Asıl adı Ahmed Agâh olan Yahya Kemal Beyatlı, 2 Aralık 1884’te Üsküp’te dünyaya geldi.

Babası Üsküp Belediye Başkanlığı yapmış Nişli İbrahim Naci Bey, annesi ünlü divan şairi Leskofçalı Galib’in yeğeni olan Nakiye Hanım’dı. Aile Osmanlı’dan kopacağı düşünülen Üsküp’ü terk ederek 1897 yılında Selanik’e taşındı.

Yahya Kemal, Selanik yıllarında ‘Esrar’ takma adıyla ler yazıyordu. 1902 yılında gittiği İstanbul’da İrtika ve Malumat adlı dergilerde, Agâh Kemal mahlasıyla ler yazmaya başladı.

Servet-i Fünun ının zirvede olduğu bu yıllarda, Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin gibi isimlerden etkilendi. Oysa yıllar sonra “’den uzaklaşmış, yapma bir dil, tatlı su lehçesi” olarak niteleyecekti Servet-i Fünun ını.

İstanbul yıllarında ailesi ile arasında şiddetli tartışmalar yaşıyordu, bu onun okul hayatını olumsuz etkiledi, devamsızlık sıkıntılarından dolayı uzaklaştırıldı.

Aynı dönemde 2. Abdülhamit döneminde rejim karşıtı hareketlerde bulunduğu için aranan Yahya Kemal, tutuklanma ihtimalinden kurtulmak amacıyla o dönem pek çok Türk aydınını çeken Paris’e gitti. Burada fikir, düşünce ve edebi yönden kendini geliştirdi. Sorbonne Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümüne girdi.

9 yıl Paris’te kaldıktan sonra İstanbul’a döndü, ve öğretmenliğinin yanı sıra pek çok dergi ve gazetede yazdı.

Kendi kurduğu Dergah dergisi ile Milli Mücadele’yi destekledi, İstanbul’da Kuvay-ı Milliye ruhunu canlı tutmaya çalıştı.

Kurtuluş Savaşı’nın ardından Meclis’e giren şair, milekilliğinin yanı sıra pek çok diplomatik görevde bulundu.

Urfa, Yozgat ve Tekirdağ milekilliğinin yanı sıra, Varşova, Lizbon, Madrid ve Pakistan’da elçi olarak bulundu. 1949 yılında emekli oldu ve yurda döndü.

’ya gitmenin en çok İstanbul’a dönmesini seviyordu, İstanbul onun lerinde her zaman çok güçlü bir semboldü.
İstanbul ile ilgili, eski semtlerden, Süleymaniye’de Bayram Sabahı ine ilham olan Süleymaniye Camisine pek çok öge lerinde görülür. Bu şehre olan sevgisini, İstanbul inde doyasıya anlatır:

Sana dün bir tepeden baktım İstanbul!
Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.
Ömrüm oldukça gönül tahtına keyfince kurul!
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.

Bir diğer akıllara kazınan İstanbul i ise ‘İstanbul’un Fethini Gören Üsküdar’dır:

Üsküdar bir ulu rüyâyı görenler şehri,
Seni gıptayle hatırlar vatanın her şehri,

Hepsi der: “Hangi şehir görmüş onun gördüğünü?
Bizim İstanbul’u fethettiğimiz mutlu günü.

Elli üç gün ne mehâbetli temâşa idi o.
Sanki halkın uyanık gördüğü rüyâ idi o.

Şimdi beş yüz sene geçmiş o büyük hatıradan
Elli üç günde o hengâme görülmüş buradan,

Canlanır levhâsı hâlâ beşer ettikçe hayâl

’in annesi Celile Hanım’a gönlünü kaptırdı.

Eve Nâzım Hikmet’e ders vermek amacıyla gelen Yahya Kemal Beyatlı, Celile Hanım’a sırılsıklam aşık olsa da hiçbir zaman yanaşmadı. Nâzım Hikmet’in bu birlikteliğe karşı geldiği söylense de Yahya Kemal’in korkak tavrı Celile Hanım’ı bıktırdı ve Celile Hanım Paris’e gitti. Rivayete göre Sessiz Gemi de işte bu gidişten sonra yazıldı.

Yahya Kemal Beyatlı, bundan tam 61 yıl önce, 1 Kasım 1958’de Cerrahpaşa Hastanesinde hayatını kaybetti.

Ömrü boyunca hem edebi hem i pek çok fikir yazısına, Vuslat, Endülüs’te Raks, Başka Bir Tepeden, Süleymaniye’de Bayram Sabahı, Mohaç Türküsü, Üsküdar’ın Dost Işıkları gibi sayısız e imzasını atmıştır.

Yorum ekle

Yorum göndermek için buraya tıklayın

--- /* ]]> */